Ana Sayfa » islamiyet » Nefsin Mertebeleri Nelerdir ?

Nefsin Mertebeleri Nelerdir ?


Nefsin Mertebeleri Nelerdir ?

Nefsin Mertebeleri Nelerdir?

Nefsin Mertebeleri insanın kendini bilmesi kişinin¸ kendi içine ve nefsine dönmesiyle oluşur. Bu durum tam anlamıyla içe dönüş yoludur. Kişinin nefsini  tanıması¸ kendi gerçekliği ile yüzleşmesidir. İnsanın varoluşuyla doğrudan ilgilidir.”

Tasavvufa giden yol meşakketli¸ uzun nefesli ve herkesin kudret yetiremeyeceği kemale eren bir yolculuğudur. bundan dolayıdır ki herkes sûfîlerin yaşadığı sıkıntıları çekemez. Sûfîlerin istediği rızâ lokmasını herkes isteyemez. Tasavvuf tecrübesinin içselleştirilmesi ilk önce nefis terbiyesi ile olur. Bir Kamil mürşidin denetiminde olması gereken nefis terbiyesi ciddî ve onurlu bir iştir.  Özellikle nefsânî yollarda özümsenen atvâr-ı seb’a yöntemi ile nefsin alması gereken doyum süreci her bir kademede farklı sorumluluk istemektedir. Biz bu yazımızda seyr u sülûkdeki tezkiye-yi nefsin yedi adet mertebesini ele alıyoruz:

 

1. Nefs-i Emmâre Mertebesi:

Her zaman kötülüğü emreden nefis manasındadır. Kur’ân’ı Kerimdeki “Hiç şüphesiz nefis daima kötülüğü emredicidir.”1 âyet-i celilesi bu mertebeye işaret etmektedir. Nefis terbiyesi almamış olanların ve seyr ü sülûka yeni girmiş olan sâlikin nefsinin bu durumda oldugu kabul edilir. Bu kademedeki nefis herzaman hayvânî ve şehevî tabiatına uygun olanı ister. Hevâsına çok düşkündür. Yaptığı kötülükleri doğal olarak görür¸ pişmanlık hissetmez. Bu kademedeki sâlik¸ nefse muhâlefet olur. Şeyhinin ona söylediği kuralları yerine getirir. Tevbe¸ istiğfâr ile beraber “lâ ilâhe illallah” zikrine mürşidi kamilinin belirlediği ölçüde devam eder. Nefs-i emmâre kademesindeki sâlikin seyri “ilallah” dünyası “şehâdet”¸ hâli zevk¸ mahalli “sadr”¸ vâridi “şerîat”¸ şâhidi “tevhîd-i ef’âl”¸ nuru “mavi”dir. Tevhîd kalbi etkileyince mürşidi kamilin gözetiminde emmâre kademesini aşan sâlik ikinci kademeye yükselir.

nefsin mertebeleri

2. Nefs-i Levvâme Mertebesi:

 Kınayan nefis manasına gelmektedir. Terim olarak¸ Kur’ân’ı Kerimdeki “Daima pişmanlık gösteren ve kınayan nefse yemin ederim.”2 âyet-i celilesinden alıntılanmıştır. Bu kademeye gelen nefiste kötülüklere karşı tepkili bir durum oluşur. Kendisinde ve etrafında gördüğü kötülüklere tepki göstermeye başlar. Genellikle nefis muhâsebesi üzerinde yoğunlaşır ve yaptığı kötülüklerden dolayı pişmanlık hisseder. Nefs-i levvâme kademesindeki sâlikin zikri Allah lafzıdır. Seyri “alellah”¸ âlemi “misâl”¸ hâli “şevk”¸ mahalli “kalb”¸ vâridi “tarîkat”¸ şâhidi “tevhid-i sıfattır.” Nurunun rengi sarıdır. Alemi Dünyaya ait zevklerden vazgeçen sâlik bu kademede muhabbetullahın etkilerini hisseder ve üçüncü kademeye atlar.

3. Nefs-i Mülhime Mertebesi:

 İlhâma eren nefis manasına gelmektedir. Terim olarak¸ Kur’ân’ı Kerimdeki¸ “Nefse ve ona birtakım kâbiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin olsun ki¸ nefsini temizleyen kurtulmuş¸ onu kötülüklere gömen de ziyâna uğramıştır.”3 âyeti celilesinden alıntılanmıştır. Bu kademedeki nefis sahibinin gözleri açılır. Böylece ilham ve keşfe mazhar olur. Âlemin ve eşyanın görüneninin ötesindeki hakîkatleri basîretiyle anlamaya başlar. Bu kademedeki sâlik¸ yaptığı zikrin etkisini bütün azalarında hissettiği gibi bütün canlıların Allah’ı zikir ve tesbih içinde olduğunun bilincine varır. Bir takım ilâhî lütuflara ve kerâmetlere bu kademede ulaşır. Fakat bu kademe sâlikin şaşırma durumunun çok olduğu bir kademedir. Çünki bu kademede sâlik¸ eriştiği lütuflara ve kerâmetlere aldanıp kemâle eriştiğini ve yolun sonuna geldiğini sanabilir. Bu yüzden kendisinde meydana gelen zâhirî ve bâtınî durumları mürşidi kamiline haber etmeli ve onun uyarılarına göre hareket etmelidir. Nefs-i mülhime kademesindeki sâlikin zikri “hû”¸ seyri “billah”¸ âlemi “ervâh”¸ hâli “aşk”¸ mahalli “ruh”¸ vâridi “hakîkat”¸ şâhidi “tevhîd-i zattır.” Nurunun rengi ise kırmızıdır. Kerâmetlerinden ve uhrevî ecirlerinden vazgeçen sâlik bu kademede yalnızca Allah sevgisi ile haşrolur. Bu kademenin gereklerini tahakkuk ettiren sâlik dördüncü kademeye ulaşır.

 

4. Nefs-i Mutmainne Mertebesi:

 İyi ve kötü gibi zıtlıklardan kurtulmuş ve huzura ermiş güzel huylarla bezenen nefis manasına gelmektedir. Terim olarak Kur’ân’ı Kerimdeki “Ey itmi’nâna ermiş nefis.”4 âyet-i celilesinden alınmıştır. Bir insanın kötülüklerden tamamen kurtulması ona mâsûmiyet atfetmek manasına geleceginden burada anlatılmak istenen kötülük yapma eyleminin ortadan kalkması manasına gelmez. Bu kademedeki sâlik¸ Allah’ın tevfik ve inâyetiyle sekîne ve yakîne eriştiği için kötü ve çirkin sıfatlardan vazgeçen acı ve elemden kurtulur. Bu kademede Nur-ı Muhammedî meydana gelir ve beşeriyet fenâ bulur. Cüneyd-i Bağdadî’nin (ö. 297/909) tasavvufu anlatırken işaret buyurdugu¸ “Hakk’ın seni senden öldürmesi ve kendisiyle diriltmesi” hâlidir. Bâyezîd-i Bistâmî (ö. 234/848) bir günlügünde bu kademeyi şöyle tasvir eder: “Cenâb-ı Hak bana ‘Nefsini bırak da öyle gel.’ diye hitap etti. Bunun üzerine yılan¸ derisinden nasıl soyulursa nefsimden öylece sıyrıldım.” Bu mertebedeki sâlikin zikri “hak”¸ seyri “anillah”¸ âlemi “ceberût”¸ hâli “vuslat”¸ mahalli “sır”¸ vâridi “mârifet”¸ şâhidi cem’dir. Nurunun rengi siyahtır. Sâlik bu kademede aşkını irfân ile birleştirir ve beşinci kademeye geçer.

 

5. Nefs-i Râdiye Mertebesi:

Cenabı Hak’tan gelen her şeye tamamiyle bir rızâ gösterdiği için bu kademedeki nefse “râzı olan” manasına gelen râdiye adı verilmiştir. Terim olarak Kur’ân’ı Kerimdeki¸ “Sen O’ndan râzı¸ O da senden râzı olarak dön Rabb’ine.”5 âyet-i celilesinden  alınmıştır. Sâlikin Cenabı Hak’tan râzı olması demek¸ kendi yada başkaları hakkında şer veya hayır gibi görünen kazâ kurallarına koşulsuz teslim olması ve rızâ göstermesidir. Fakat bu teslimiyet irfândan yoksun bir acziyet olmamalıdır.

6. Nefs-i Mardiyye Mertebesi:

Cenabı Hakk’ın kendisinden râzı olduğu nefis kademesi” manasına gelir. Terim olarak âyeti kerimede geçen “marziyye” kelimesinden esinlenmiştir. Aslında bu nefis kademesi ile nefsi radiye arasında ayrılmaz bir bütünlük vardır. Çünki Cenabı HAkk’ın rızâsı olmadan insanın Cenabı Hak’tan râzı olması doğru değildir. Fakat âyeti kerimede ilk önce râzı olan (râdiye) sonrasında râzı olunan manasına gelen (mardiyye) şeklindeki kullanım ve ayrımdan dolayı böyle bir uygulamaya gidilmiştir. İki kademe arasındaki fark sâlikin bir nefsi radiye kademesinde başına gelen dert ve acılar Cenabı Hakk’ın bir elçisi olarak görmesi¸ sabretmesi ve sızlanmamasıdır. İyi günde olduğu gibi kötü günde gösterdiği sabır metânet sebebiyle sâlik bu kademede ise Cenabı Hakk’ın kendisinden râzı olması hasebiyle her durumda “rızâ” makâmını/hâlini meydana getirir. Bu kademeye “hakka’l-yakîn”¸ “cem’u’l-cem’ ” ve “amâ” kademesi de denilmektedir. Bu kademedeki sâlikin zikri “kayyûm”¸ seyri “maallah”¸ âlemi “nâsût”¸ hâli “fenâ fi’l-fen┸ mahalli “haf vâridi “sıddîkiyet”¸ şâhidi “cem’u’l-cem”dir. Nurunun rengi ise beyazdır.

7. Nefs-i Kâmile Mertebesi: 

Bu kademede sâlik¸ nefsânâ sülûkun en üstün mertebesine ulaşır ve “kâmil” sıfatını alır. Bütün güzel sıfatları ve marifet sırlarını kendinde toplamış bir şekilde  Cenabı Hakk’ın yeryüzündeki temsilcisi olur.Bunu görenler ister istemez Allah’ı Aklına getirir. Bu kademenin vehbî olduğuda anılmaktadır. Bu kademedeki kâmilin zikri “kahhâr”¸ seyri “lillah”¸ âlemi “hakîkat”¸ hâli “bekâ bi’l-bek┸ mahalli “ahf┸ vâridi “kurbet”¸ şâhidi “ahadiyyetu’l-cem”dir. Nurunun rengi ise tüm renkleri içinde bulunduran renksizliktir. Sâlikin bu durumda sülûkunun nefisle alakalı olan bölümünü tamamladığı kabul edilmektedir.

selam ve dua ile…

1 Yorum

  1. EzeL

    7 Şubat 2021 at 12:57

    bilgi verici bir makale olmuş emeğinize yureginize sağlık.devmını bekleriz inşallah.
    Selam ve dua ile

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir